LOKMAN GÜL      

lokman-gul@hurdusun.com

 

Kaz babam kaz!

Bu ülke tabiî ki düzelmez. Bu ülkede kriz de olur, batanlarda olur, intiharlar da peşpeşe gelir. Ama birileri milletin sırtından para kazanırlar. Sonra da ülkede kriz yok hamdolsun, zamlar var derler, sonra da IMF'nin kapısına giderler para isterler. Bu ülkede inşaatlar, yol çalışmaları, barajlar, köprüler, yer altı şebekeleri, çevre düzenlemeleri, yazın durur kışın çalışmalara başlarlar. Asfalt dökerler şehrin göbeklerini delip dururlar. Sonra da yapılan yollar asfaltlar 6 ay sonra patlar, yollar çukurlara döner, asfaltlar merdiven gibi olur. Devlet yetkililerine soruyorum.
Bu yapılan masraflar acaba kimin cebinden çıkıyor? Kimlere para kazandırılıyor. Bakın Kozlu sahil yoluna, yazın yattılar, kışın çalışmaya başlandı. Asfalt dökülüyor, biten yola bakalım. Asfalt yapılmış merdiven gibi yama yapılmış. Soruyorum yetkililere. Yapılan asfaltı nasıl teslim aldılar, müteahhit evlere şenlik çalışma çok yavaş. Bir bakıyorsunuz bugün bir taraf kapalı, yarın diğer taraf kapalı. Ne düzen, ne de bir kontrol var.
Son 5 gün içerisinde benzinliklerin bulunduğu bölgede 15-20'ye yakın trafik kazaları oldu. Allah'tan can kaybı olmadı. Ama milli servetler gidiyor. Yazın yat kışın asfalt yap, yazın yat kışın tünellerin içlerini sıva yap, yeraltlarına kablo döşe. Bakın Zonguldak'ta şehir içlerine Telekom, Bedaş kabloları yeraltına indirmek için kazılıyor. Biri kazıyor, biri kapatıyor. 3-5 gün sonra yeniden kaz gitsin, trafik felç olsun. Esnaf vatandaş hergün isyanlarda. Hükümet Telekom'u, bankaları sattı hepsi canları istedikleri gibi vatandaşla, esnafla oynuyorlar.
Petrol Ofisini sattılar petrol fiyatları dünyada yüzde 100 ucuzladı, Türkiye'de 0.5 puan düştü. Devlet de müdahale edemiyor. Vergide zammı savunan maliye Bakanı "Efendim müdahale edeceğiz. Benzin, mazot fiyatları 2 YTL'nin altına düşmeli" diyor. Alırken kepçe ile verirken damla damla. Oh ne güzel.
Sonuçta biz Zonguldak'tan sorumluyuz. Kışın yapılan asfaltlar bir yıl geçmeden her yerden patladı. Hastane rampasındaki asfaltın durumu belli. Hey yöneticiler, hükümet temsilcileri açın gözlerinizi bu harcanan paralar vatandaşın cebinden çıkıyor. Avrupa'da yapılan yollar dökülen asfaltların ömrü 50 sene. Asfalt kısa sürede bozulursa müteahhit sorumlu oluyor. Yapılan yolların ömrü 50 yıllık olarak planlanıyor. Bizim Türkiye'de senelik oluyor. Beyler bu ülke bizim herkes kendi çıkarlarını düşünürse bu krizler iyi günlerimizdir. Ereğli yolunda yapılan asfaltta derin çukurlar oluştu, her taraf patladı. Yarın kar yağdığında arabaları çukurların içinde bulur, kazaları konuşuruz.
Yetkililer hiç mi denetim yapmıyorsunuz? Kimin paralarını çarçur ediyorsunuz? Yağmur ve kar yağdığında yama yaparsınız. Sakın kesin çözüme bakmayın birileri kazanacak ya. Yaz kaz kapat ne güzel. Rampa yolları asfaltı merdiven, araçlar dökülüyor nerede yetkililer. Bekleyin kar yağsın asfaltı dökersiniz.
Elbet bir gün birilerine de siyah kar yağar. (18 Kasım 2008)

-------------------------

Süleyman Demirel

Dün Zonguldak Karaelmas Üniversitesi'nin ek binası açılışı vardı. Açılışa, 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, TBMM başkanı Köksal Toptan, eski Rektör Ramazan Özen vardı. CHP ve AKP Milletvekillerinin haricinde DYP 19. Dönem Milletvekili Ali Uzun ve Adnan Akın'da vardı. Demirel'le beraber geldiler. Açılış, ZKÜ Tıp Fakültesi'ne yakışır şekilde oldu. Tıp Fakültesi'nin teme atma töreninde bulunmuştum.
Demirel yine bu temeli atmıştı ve kimse orada Tıp Fakültesi olacağını bile tahmin edemiyordu. Temel atıldıktan sonra bitimi en az 10-15 yıl sürer diyorlardı. O zamanın Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel söz verdi. "Tıp Fakültesi'ni 4 senede bitireceğiz ve açılışı ben yapacağım" demişti. Öyle de oldu. Açılışı da, Demirel Cumhurbaşkanı olarak geldi o zamanın Rektörü Ramazan Özen, Demirel’in iyi dostu ve arkadaşıydı.
Okul ve Tıp Fakültesi için çok büyük destek verdi inkar edilemez ve Zonguldak'a çok büyük bir eser bıraktılar. Zonguldak'ta, Demirel'i unutmadı ki, ek binanın açılışına Demirel'le eski Rektör Ramazan Özen'i davet ettiler. Tıp Fakültesi bir tek Zonguldaklılara hizmet etmiyor, Karabük, Bartın ve çevre illere de hizmet ediyor.
Tıp Fakültesi Başhekiminden, Müdürüne, Doktorlarından, hemşirelerine kadar mesleklerinde hepsi uzman deneyimli kişiler. Tıp Fakültesi'ndeki araç gereçler Türkiye'de birçok fakültede olmadığı gibi Avrupa Fakülte ve hastanelerinde de yok. Son yılların en modern ve son sistem cihazlarla donatılmış.
Son yılların Zonguldak için yapılmış en büyük hizmeti vatandaşları Ankara, İstanbul gibi hastane kapılarından kurtardı. Vatandaşlar, hastalarını Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Tıp Fakültesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi'nde tedavi ettirebiliyorlar. Tıp Fakültesi'ni destekleyelim, yalnız devletten beklemeyelim. Zonguldaklı çok zengin işadamları var. Gerekli katkıları sağlamalıdır.
Bir de devlet hemşire ve personel açıklarını giderse daha güzel hizmet verilir. Tıp Fakültesi'nin 17 yıl önce dağ başında temeli atılırken hatırlıyorum.
Demirel ve dönemin Rektörü prof. Dr. Ramazan Özen'e teşekkür ediyorum.
Tıp Fakültesi sayesinde de birçok insan iş aş sahibi oldu. Bu fakülte böyle giderse Türkiye'nin en büyük hastanesi olacak.

(4 Kasım 2008)

--------------------------------------------

Ülkemizde her kesim yangın içinde kalmışken, Hükümetin başı ve Bakanlar TVLere çıkıp “Hamdolsun kriz bizi etkilemez” diyorlar. İş kesimi, ekonomistler, oda başkanları, bankacılar, borsacılar ise ülkemizin ciddi bir krizle karşı karşıya olduğunu ve tedbir alınmazsa krizin etkilerinin daha da derinleşeceğini söylüyorlar. Ben de diyorum ki, icraatlarını allayıp pullayıp başarı gibi gösteren Hükümet mi yoksa yangının içinde kalan iş çevreleri, esnaf, vatandaş mı haklı? Yoksa Hükümet ve çevrelerine kriz uğramadı mı? Bakınız, esnafımız bir süredir perişan halde. Küresel krizin etkileyle son dönemde daha da sıkıntılı günler yaşamaya başlardılar. Onlar krizin etkilerini en sıcak haliyle hissedenler. Ödenemeyen çekler ve senetlerin yanında kredileri de tıkanmış durumda. Dolar ve Euro almış başını giderken, borsa dibe vururken, reel sektör ciddi bir durgunluğun içinde boğuşup dururken, dışa bağımlı hale getirilen Türkiye, küresel bir krizin etkilerini nasıl hissetmez? “Kriz miriz yok” demekle kriz ortadan kalkar mı? Esnaf bir yandan kepenk kapatırken, fabrikalar üretimi durdurup işçi çıkarmalar başlarken, işsizlik alıp başını gitmişken kriz olmaz mı? Mutfak harcamaları her geçen gün artıyor. Elektriğe, doğalgaza zam üstüne zam yapılıyor. Kömür fiyatları cep yakmaya başladı. Buna karşılık emekliye, memura verilen zam 2009 yılı için yüzde 8,5. Emeklinin maaşı ekonomik gerçekler karşısında mum gibi erirken, Hükümetin çıkıp herşeyin yolda olduğunu söylemesi tuhafıma gidiyor. Belki “Berbat durumdayız. Biz bu işi beceremedik” demelerini bekleyemeyiz ama bu kadar iddialı konuşmaları da gerekmez. Gerçekçi tedbirler alınması, bir kaç göz boyamaya dönük sözcükle geçiştirilemez. Bakın Türkiye’nin en büyük iki sektörü olan inşaat ve otomotiv sektörü çok zor durumda. Tekstil zaten ne zamandır batıktı. Tüm bu gerçekler ortadayken, Hükümetin savunması “Hamdolsun millet aç” demekten başka nedir ki! AKP iktidarı, dış politikada, demokrasi sınavında, ekonomi de başarısızdır. Artık bu gerçek gizlenemez halde. PKK’yı yeniden dirilten dış politikanın mimarı AKP’dir. Ülkemizin bazı bölgelerinde resmen bir isyan bayrağı açılmış durumda. Ama Başbakan, yerel seçimlerin yaklaşması nedeniyle oy peşinde koşturuyor. Onlar için varsa yoksa iktidarda kalıp kendi düzenlerini sürdürmek. Sosyal devlet diye diye fakir-fukara edebiyatıyla bedava kömür dağıtan, bulgur-makarna politikasıyla bütün amacı oy toplamak olan bir iktidardan başka bir şey beklenemez. Bu politikalar, bir sosyal devlet anlayışından kaynaklanmıyor, milletin parasıyla dağıtılan kömür ve kumanyalarla, fakir-fukara edebiyatıyla oy avcılığı yapmaktır. İktidar, artık bu ülkenin gerçeklerini ve kendi gerçeklerini görebilmeli ve hem sosyal hem de ekonomik sorunları görmezden gelmek yerine ciddi tedbirler almalıdır. (28 Ekim 2008)