SON DAKİKA

ZONGULDAK HABER HÜRDÜŞÜN GAZETESİ LOKMAN GÜL

DOKTORLAR SAĞLIKTA SORUNLARA DİKKAT ÇEKTİ!

DOKTORLAR SAĞLIKTA SORUNLARA DİKKAT ÇEKTİ!
Bu haber 14 Mart 2022 - 16:00 'de eklendi ve 41 views kez görüntülendi.

Zonguldak’ta Atatürk Devlet Hastanesi’nde ki doktorlar sağlık sorunlarına dikkat çekmek amacı ile hastane önünde toplanarak basın açıklaması yaptı.

Türkiye genelinde olduğu gibi Zonguldak’ta da 3 günlük grev kararı alan sağlık çalışanları, 14 Mart Tıp Bayramı ile birlikte uygulamaya koydu.

14 Mart Tıp bayramı dolayısıyla yapılan basın açıklamasında, öncelikli olarak sağlıkta şiddetin son bulması istenirken, hekimlerin üzerindeki baskının kaldırılması ve hekimlerin özlük haklarının günün koşullarına göre belirlenmesi gerektiğini vurgulandı.

Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesi önünde yapılan bası açıklamasında ilk konuşan Acil Tıp Teknisyeni Kübra Yıldız, şunları ifade etti.

YILDIZ: BÜYÜK FEDAKARLIKLARLA HAYATINI BU MESLEĞE ADAYANLARIZ

“Biz Hekimler; En zor sınavlarda üstün başarılar göstererek, gecesini gündüzüne katıp tıp ilmini öğrenmek için gençliğini feda etmiş, hastalara şifa vermek için uzun ve zorlu eğitimlerden geçerek mesleğini yapmaya hak kazanmış, ilmini ardından gelen tıbbiyelilere aktarmak için ölene kadar okumuş ve okutmuş, ülkenin en çalışkan çocuklarıyız.

Biz hekimler; Daha lise yıllarından itibaren ana yuvasından, baba ocağından ayrılarak, ilim irfan için yatılı okulların soğuk yurtlarında büyüyenleriz!

Biz hekimler; kampüsü hastane olan üniversitelerde, 18 yaşında, dil-din-ırk-ideoloji fark etmeksizin, insanı; insan olduğu için korumaya, ‘Önce zarar vermeyeceğim diyerek’ ant içenleriz!

Biz hekimler; savaşta, salgında, depremde, selde, yangında ‘önce hastam’ diyerek, hastasını; canı ve cananının önüne koyarak büyük fedakarlıklarla, hayatını bu mesleğe adayanlarız.

Bizler; özlük hakları sürekli elinden alınan, her gün hakarete, şiddete, darba maruz kalan, dövülen, sövülen, canına kastedilen ve sonunda öldürülenleriz!

Bizler; haksız Malpraktis Yasası yüzünden, ‘hata’ ile ‘tıbbi komplikasyon’ ayrımı yapılmadan, milyonlarca liralık tazminatların suçlamaları ile mesleğine küsen, küstürülenleriz.

Bizler; 3-4 dakika arayla hasta baktırtılamaya zorlanan, dünya tıp nosyonunun gerektirdiği kalitede hastalarını göremeyen, duyamayan, dinleyemeyen, hastalarına dokunamayan, hastalarını muayene edecek zamanı dahi verilmeyen hekimleriz.

Bizler; hekimliğin onurlu duruşunu, bu mesleğin manevi saygınlığını ve itibarını artık hissedemeyenleriz.

Bizler; sağlık sistemindeki problemleri anlatmak için defalarca konuşan, bağıran fakat nihayetinde, doğruları söylediğimiz için, dokuz köyden kovulur gibi, kapı dışarı edilenleriz!

Biz hekimler; 14 Mart Tıp Bayramı’nı ilk kez ne zaman kutladık bilir misiniz? 3. Sınıf tıp öğrencisi Hikmet’in hikâyesini bilir misiniz? İstanbul, İngiliz işgali altında iken Mekteb-i Tıbbıye-i Şahane’nin iki kulesi arasına çekilen Türk bayrağı ile vatanın, savunan, Tıp Bayramı’nı ilk kez bayram gibi kutlayan o hekimin, savaşta henüz öğrenci iken yüzlerce yaralı askerin tedavisine koştuğunu, ilk tifüs aşı denemesini kendisine yaptırdığını, 44 yaşında şark hizmetine gönüllü giderek Sarıkamış’ta karlar arasından Mehmetçikleri kurtarmak için zatürre olup, 44 yaşında bir tıp şehidi olarak öldüğün bilir misiniz? İşte biz hekimler, böylesi şerefli bir mesleğin bugünkü temsilcileri olarak, canımız pahasına, hastanın olduğu her cephede, salgında, savaşta en ön safhada bir asker gibi çalışanlarız.

Ancak; biz hekimler, bugün 14 Mart’ta bayram yapmıyor, yas tutuyoruz! Bizler artık kendimizi öksüz-yetim, dışlanmış, ezilmiş ve hakarete uğramış görmek istemiyoruz. Fakat bütün bunlar olurken, biz yine de hiçbir yere gitmiyoruz. Anamızdan, babamızdan, eşimizden, çocuğumuzdan ayrı kalırken, bizler, ‘giderlerse gitsinler!’ denmeyi hak edecek ne yaptık?

Her şeyden öte; yaşanan tüm bu problemlerin çözümlerini yetkililerden bekler iken; biz hekimlerin tek derdi ücretmiş gibi bahsi geçen söylemler, bizleri derinden yaralamıştır. Aldığımız uzun ve zorlu eğitim ve verdiğimiz emekler karşısında biz hekimler olarak aldığımız ücretin zaten yetersiz olduğuna değinme gereği bile duymuyoruz. Bizler işimizi canla başla yapar iken hakarete uğramayı, darp edilmeyi, şiddeti kabul etmiyoruz! Bizler can kurtarırken öldürülmeye razı gelmiyoruz! Bizler hak ettiğimiz hekimlik onuruna yakışır muamele görmeyi istiyoruz. Bizler devletimiz memurları olarak ötekileştirilmeyi kabul etmiyoruz!

Biz hekimler; sağlık ocağında kafasından silahla vurulup öldürülen Dr. Hüseyin Ağır, uzun saatler süren yorucu nöbetinden çıktığında yorgunluktan direksiyon başında uyuya kalıp şehit düşen Dr. Rümeysa Berin Şen, hastanede defalarca bıçaklanarak öldürülen Dr. Ersin Arslan, hamile olduğunu söylemesine rağmen darp edilen Dr. Türkan Akın, kafasına mermerle vurulan Dr. Sadık Oluk’uz.

Bizler; her gün sayısız sözel şiddete, hakarete, tehdite maruz kalan hekimleriz. Fakat Biz Hekimler; mücadeleden hiçbir zaman kaçmadık, gördüğümüz eziyete ve itibarsızlaştırılma çabasına rağmen bugüne kadar gitmedik, görevlerimizi hakkıyla yaptık ve yapmaya da devam edeceğiz! Bizler; bu ülkenin çocukları, gençleri, yaşlıları, bizler bu ülkenin hekimleriyiz!” dedi.

Türk Tabipler Birliği Zonguldak Şubesi Genel Sekreteri Muzaffer Parlak da yaptığı konuşmada, hekimliğin yalnızca bir meslek olmadığını, hekimliğin tıbba adanmış bir yaşam biçimi olduğunu vurgulayarak şöyle konuştu.

“MESLEĞİMİZİ UYGULAMAKTAN KORKAR HALE GETİRİLİYORUZ”

“Hekimlik yalnızca bir meslek değildir. Hekimlik tıbba adanmış bir yaşam biçimidir. Bilgimizle, emeğimize, uzun yıllar süren eğitim ve mesleki deneyimlerimize dayanan birikimimizle insanlara hizmet için çalışıyor ve genç hekimleri yetiştiriyoruz. Pandemi döneminde ön safhalarda mesleğimizi yapmayı sürdürdük ve sürdüreceğiz. Bizler kadim ve kutsal hekimlik mesleğinin mensupları olmaktan gurur duyuyoruz.

Hekimliğin doğduğu bu topraklarda yıllardır sistematik bir şekilde sürdürülen mesleğimizin değersizleştirilme çabaları artarak devam etmektedir. Bunun etkisiyle her gün sözel ya da fiziksel saldırılara maruz kalıyor, malpraktis davaları ile mesleğimizi uygulamaktan korkar hale getiriliyoruz. Tüm bu koşullar altında mesleğimizi en iyi şekilde yapmaya çalışırken hak etmediğimiz eleştirilere maruz bırakılmamız bizleri derinden yaralamakta ve üzmektedir.

Tek istediğimiz insanımıza daha güvenli bir ortamda daha kaliteli bir hizmet sunmak, hak ettiğimiz değeri görürken elbetteki emeğimizin karşılığını almaktır.

Çok çetin ve uzun bir sürecin sonunda yetişen genç hekimlerimizin gelişmiş ülkelere göçü de bizleri son derece kaygılandıran ve ülkemizin sağlıklı geleceği açısından çok önemle üzerinde durulması gereken bir sorundur. Bu göç eden beyin gücü gelişmiş ülkeler için hiçbir bedel ödemedikleri çok değerli bir kaynak, ülkemiz için ise çok büyük bir kayıptır. Bu ülkenin en iyi yetişmiş gençlerinin ülkeden ayrılmasının sebebinin sağlık politikaları olduğunu görüyoruz.

“SAĞLIKTA ŞİDDET YASASININ ETKİLİ ŞEKİLDE GÜVENLİK ÖNLEMLERİNİN OLUŞTURULMASINI TALEP EDİYORUZ”

 Hekimler olarak biz, kendimizi bir tarafa bırakarak, ülkemizin sağlıkta özlenen hedeflere güvenle koşabilmesi ve ardımızdan gelen geleceğimizin güvencesi olan genç hekimlerimiz için;

* Hangi statüde ve kurumda görev yaparsa yapsın, tüm çalışan hekim ve hekim emeklilerine, yaptığı uzun fakülte eğitiminin değeri olan, insanca yaşayabileceği ve emekli olduğunda da kimseye muhtaç olmadan geçinebileceği hakkımız olan ve birçok meslek grubu ile eşit maaş alabileceğimiz 7200 ek göstergeyi ve pandemide özveriyle çalışılan her yıl için 120 gün yıpranma payını talep ediyoruz.

*Kamu’da çalışan hekimlerin alacakları ücretin, performans sistemine mahkum edilmesi kabul edilemez olup, hekimin eğitimine ve gayretine yaraşır, emekliliğine de yansıyacak bir maaş düzenlemesinin getirilmesini ve performans sisteminin kaldırılmasını istiyoruz.

* Malpraktis tazminatlarına karşı hekimi güvence altına alan gerçekçi sigorta sisteminin tesisinin ivedilikle sağlanarak, hekimin mesleğini icra etmesini engelleyen malpraktis baskısının, hekimin üzerinden kaldırılmasını istiyoruz.

*Aile hekimliği ceza yönetmeliğinin geri çekilerek, cezaya dayalı değil yardımlaşmaya dayalı koruyucu sağlık hizmetlerinin yürütülmesini sağlayacak, birinci basamak sağlık örgütlenmesinin yeniden planlanmasını istiyoruz.

Sağlık hizmetlerinin planlanmasından sunulmasına kadar, tüm hekimlerin meslek örgütleri aracılığıyla görüşlerinin alınmasını ve karar alma mekanizmalarında söz sahibi olmalarını, ülkemiz sağlık politikalarının daha mükemmel hale gelebilmesi için, fikirlerinin değerlendirilmesini talep ediyoruz.

*Genç hekim adaylarının eğitimlerinin, hekimlik vasfına yaraşır nitelikte olmasını istiyoruz. İleriye daha umutla bakan daha iyi ve daha donanımlı vasıflta hekimler yetişmesini istiyoruz.

*Hekimlerimizin covid -19 başta olmak üzere meslek kaynaklı tüm viral, kimyasal, ışıma vs. etkisi ile oluşabilecek tüm hastalıklara karşı, kendilerini ve ailelerini tam koruyucu- kapsayıcı geniş bir meslek hastalıkları yasası istiyoruz.

*Yeni bir sağlıkta şiddet yasasının etkili ve caydırıcı olacak şekilde yeniden çıkarılmasını ve aynı zamanda da hekimlerin görev yaptığı sağlık kurumlarında üst düzeyde güvenlik önlemlerinin oluşturulmasını talep ediyoruz.

*Tabip Odaları olarak en çok üyemizi oluşturan özel hastane ve özel muayenehane hekimlerimizin özlük haklarının da en az kamu hekimleri kadar korunmasını, hekimlerin faydasına olabilecek gelişmelerden mahrum edilmemelerini istiyoruz.” diye konuştu.                        

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER