
Tam bir buçuk aydır fazla bir şey yazmadım.
Koronavirüs salgını dünya ve Türkiye’nin başına bela
olmuş, dünya ve ülkemiz bu virüsle mücadele ederken, ben de hem şahsım, hem de
gazete olarak siyasi haberlerden biraz uzak durdum.
İzledim, gözlemledim.
Türkiye ve Zonguldak’ımız hem vatandaşlar, esnaflar
birçok kamu kurumunda çalışanlar, birimler, Belediyeler kimi hizmet, kimi can
derdindeyken bakıyorum hem basına, hem siyasilere, hem de her zaman olduğu gibi
daima güçlünün yanında görünen fırıldaklar, yağdanlıklar.
Bizim basın son 15 gündür epey hareketli.
Kimi belediyelerle, kimi milletvekilleriyle, kimi de
kendi aralarında birbirleri ile kavgaya ediyorlar.
Nerde çokluk, orda b…… demişler ya.
Zonguldak medyası pardon Kozlu ilçesi görünümlü bir
gazete daha bugünden itibaren yayına başladı. Sahibi Gamze Soydaş ve ekibine
hayırlı olsun diyorum.
Zonguldak şehri hizmet beklerken, ne hikmetse Zonguldak
başta basın ve bürokrasi, Belediyeler, siyasiler kavgaya tutuşmuş gidiyorlar.
Eğer amaç bu şehre hizmet ise neyin paylaşımını
yapamıyorlar.
Birlik olursa hizmet de gelir.
Ekonomi de üst seviyelere çıkar.
İşsizlik düşüşe geçer.
Böyle olması gerekirken, demek ki amaç hizmet yerine
köstek.
Yapılan hizmetler
veyahut yapılacak hizmetleri baltalamak mı bir anlam veremedim.
80 ilin milletvekilleri ile başkanları ile tüm
siyasetçileri ile STK’ları ile dernek ve odaları ile birlikte hareket ederken,
bir tek Zonguldak’ımız “dedikodu” ve “birbirlerini baltalamak” için her gün
değişik medyalarda iktidar ve muhalefet milletvekilleri basında birbirleriyle
atışmaktan teşkilatlar birlik beraberlik mesajları vermelerine rağmen içleri
cadı kazanı gibi kaynıyor.
Niye herkes görevini yapmıyor.
Niye Sayın milletvekilleri şu Zonguldak’ı düşünmüyorlar!
Görünen şu ki; mevcutlar bir dahaki dönemleri değil, bu dönemi
düşünüyorlar.
Beyler şehir basını ile milletvekilleri ile başkanı ve
siyasetçileriyle barışık olmazsa bu şehirde ne hizmet olur, ne de huzur.
Birileri, birilerine uşaklık yapar, kalemler satılır
sonuç hüsran olur.
Zonguldak’ta her zaman birileri tarafından bazı
dönemlerde birileri bazı lobiler oluşturarak şovensitliği hortlatırlardı. Yine
zaman zaman hem yazılarla, hem icratlarla bazı girişimler, atamalarla
yapılıyor, uğraşanlar aynı ekip.
Birçok kurumlara da bu yüzden daire müdürleri atanamadı.
Atanır daha 3 sene var önümüzde acelesi de yok.
Bunlar yetmedi, bu günlerde fetöcülük, cemaatçilik
olayları gündeme getirilmek mi isteniyor!
Her şey bir yana, bu fetö olayı bir yana. Zamanında bu cemaatlerin yanında olup hizmet
edenler aklandılar, “okulun yarısını ben yaptım” diye nara atan meşhur iş
adamları bırakın vermeyi, kuruş vermedikleri ve kamuoyunda “çok verdik” diye
nara atanlar aklandı, garipler Allah rızası için yardımcı olanlar bedel
ödediler.
Bu ülkenin suçsuz insanları öldü, yuvalar yıkıldı, ceza
evlerinde ölenler oldu. Dün cemaatlerle iş yapanlar, kucak kucağa oturanlar
aklandı.
Şimdi birileri bu fetö olaylarını ranta çevirmenin
peşindeler.
Bu ülke ne çektiyse cemaatlerden çekti.
Cemaat camide olur.
Siyasetçiler cemaatçilerin yanında değil, devletinin
yanında olmalılar.
15 Temmuz’da bu ülke neler çekti. Vatandaşına, askerine
kurşun sıkanları ne zaman unuttular.
Beyler bu tür propaganda ile bir yerlere varılmaz.
Birilerine yaranmak için bir yerlere zarar vermeyin.
Bakın bu fetö olaylarından son günlerde birçok insan zan
altında bırakılıyor.
Beyler; tehlikeli oyunlar içinde olanlar, bırakın
siyasiler, milletvekilleri, başkanlar, belediye başkanları görevlerini
yapsınlar.
Gölge edip de, suları bulandırmayın!
