
Geçtiğimiz Pazar günü İYİ
Parti 2. Olağan il kongresini yaptı.
Günlerce parti içinde
kaynayan kazanı taşırdılar.
Parti içinde birilerinin hegemonyası
altında götürülmek isteniyordu.
Partinin kuruluşunda
bulunan, partisi için gece gündüz çalışanlar bir bir diskalifiye edilmelere
başlandı.
Son olarak il kongresinde
öyle bir il ve üst kurul listesi yapıldı ki, evlere şenlik. Liste salonda
açıklanınca kongre salonunda şok etkisi yaptı.
Alaplı ve bazı ilçe ve
belde delegeleri oy kullanmadan salonu terk etti.
Salonda istifalar başladı.
İl listesindeki birçok isimler listeden komple istifa etmek istediler, birileri
engel oldu.
Liste adeta Yavuz Erkmen
ve birilerinin listesi oldu. Parti tabanının değil, sanki ticari şirket
sahiplerinin parti listesi oldu.
Vatandaş tatilde, il
yönetiminde zamanın ilçe başkanı bir zamanlar toplantıda dediği bir sözleri
vardı. “Beni abiler buraya getirdi, abiler ister bizler yaparız” O abi
dediklerinin ismini toplantıda zikredince ilçe yönetiminden birileri, “senin o abilerin
bu partiyi yönetemez, git o abilerine öyle söyle” denmişti.
Şimdi acaba o abiler mi o
zamanın ilçe başkanı, şimdinin il yöneticisini listeye koydu!
O abiler mi yurt dışından
Zonguldak İYİ Parti’yi yönetiyor.
Şimdi taban ve kurucu birçok
İYİ Parti’li il Başkanı Sayın Yavuz Erkmen’e soruyor;
1-Alaplı’da başka bir
partili olup da kime il listesi teklif edildi.
2-Gökçebey Belediye
Meclisi üyesi neden istifa etti.
3-Kozlu’da partinin
kuruluşundan bu yana partide olan Cafer Ercan neden kongre salonunda istifa
etti.
4-Listeler kim ve kimlerle
yapıldı.
5-Kongre salonunda olmayıp
il yönetimine alınan kişilerin özel bir becerileri mi vardır.
Sonuç olarak Sayın il
Başkanı Yavuz Erkmen’e Zonguldak İYİ Parti’nin tabanının verdiği güvenoyu Pazar
günkü kongrede bittiğinin göstergesi. Çok yakında parti tabanından başlayan
muhalefet ve tüm ilçelere de sıçramış durumda. Kongre salonunda listeler
erkenden açıklansaydı kesinlikle 2. Bir liste çıkardı ve Yavuz Erkmen’in
listesi kaybederdi.
Sonuç olarak İYİ Parti il
Başkanı Yavuz Erkmen kendi ayağına sıktı. Yönetimin ilk toplantısında görev
dağıtımı, icralarda çok büyük sürprizler olur mu dersiniz?
Bence olacaktır.
***
AK PARTİ
AK Parti’de mevcut Merkez
ilçe Başkanı Mustafa Çağlayan aday olmayacağını açıklayınca, doğal olarak
Merkez ilçe Başkanlığı için aday adayları tek tek piyasaya çıkmaya başladılar.
İlk aday Yusuf Gülay
Kurucu ilçe yönetiminde görev yapmış bir isim. Cesaret göstermiş, ilk
adaylığını açıklamış Ankara’ya gitmiş Genel merkezde birileri ile görüşmüş, il
başkanına bilgi vermiş, kendine ve siyasi geçmişine güvenerek çalışıyor ve tek
inancı “ben buradan Ankara’ya gidecek olan 3 kişilik listede olacağım” diyor.
Ne güzel cesaret gösterip,
birilerine güvenmiş çıkmış.
Olur ama olmaz bir yola
çıkmış “ben buyum” demiş.
Birileri cesaret edip
çıkamamış ama birilerinin peşinde dolaşıp duruyor, atıyor tutuyor.
“Ben Sayın vekile
seçimlerde şunu yaptım, bunu verdim, seçim sürecinde yanlarından hiç
ayrılmadım” ayrılmadın da partin için mi yaptın yoksa koltuk ve bir rant, bir
ihale almak için mi harcadın, verdin, koştun. Şovenistliğin beyzadeleri sana o
yollar çoktan kapalı. Hele bir meydana çıkma cesaretini göster.
Birisi var çok hevesli
saman altından su yürütür. Aynı toplumda bulunur, bulunduğu toplumu bir çırpıda
menfaati uğruna satar, sattı da.
Şu an her gün beraber
olduğu kişilerden biri aday oldu ama hala kendisi adaylık peşinde.
Ne oldu birlik,
beraberlik.
Nerede kaldı dostluk,
arkadaşlık.
Tıpkı 15 Temmuz öncesinde
olduğu gibi kamuoyu senin adaylığını dört gözle bekliyor.
O zaman çamaşırların temiz
mi, kirli mi meydana çıkacak.
Bu hafta ve Temmuz’un ilk
haftalarında başka adaylar da çıkacak. Merkez ilçe Başkanlığı’nı okeyleyecek
teşkilatlardır. Milletvekillerinin onayı, il Başkanı’nın görüşü alınmadan kimse
Merkez ilçe Başkanı olamaz.
Benim tecrübeme,
bilgilerime göre öyle bir sürpriz olacaktır ki, mecburen tüm kesim okeyleyecek.
Çünkü Genel Merkeze ne
bilgiler gidiyor. Kimler için ne fotoğraflar birilerinin önlerine konuluyor.
Aday adayları çıkıyor hemen şer grupları çıkıyor, birilerini karalıyor
başlıyorlar belden aşağı vurmaya başlıyorlar.
Hovardalıklarından,
rüşvetine, yolsuzluklardan, kişiliklerine kadar doğru veya yanlış iftiralara.
Düşünmüyorlar ki, bu
insanların ailesi, çocukları, dostları var. İnsanları üç kuruş menfaat için
karalamak.
Yok sahte senedi, hayali
ihracatı, insanların haysiyeti, şerefleri ile oynanmaz.
İnsanları birileri çıkıyor
tehditler, şantajlar. Milletin de bunlara inanacaklarını zannediyor.
Bazıları da kamuoyunu bir
şeylerle korkutmuş, meydanları boş zannediyor.
Bu ülkede adli merciler
var, hak, hukuk var.
Neden bazı insanlar
korkuyor anlamıyorum.
Kimse yalan, yanlış
haberlere itibar etmiyor.
Derler ya; İt ürür kervan
yürür!
Birileri önce kendi evinin
önündeki çöpleri temizlesin, sonra başkalarının bahçesi ile uğraşsınlar?
