BIST 100
11.348,83 -0,94%
DOLAR
42,7141 0,04%
EURO
50,2080 0,04%
GRAM ALTIN
5.918,33 0,15%
FAİZ
38,19 -0,60%
GÜMÜŞ GRAM
87,72 0,34%
BITCOIN
87.549,00 -0,23%
GBP/TRY
57,3568 0,05%
EUR/USD
1,1746 -0,01%
BRENT
58,92 -2,71%
ÇEYREK ALTIN
9.676,47 0,15%
16 Aralık 2025 - 15:35 “BİZ DE ÜRETİYORUZ”
16 Aralık 2025 - 11:38 Lokman GÜL yazdı
15 Aralık 2025 - 14:06 BİN NESİL BİR SOFRA!
15 Aralık 2025 - 11:58 Gönüllere Dokunan Bir Yolculuk
14 Aralık 2025 - 21:15 CHP YASTA…
14 Aralık 2025 - 20:58 “ZAFERE İNANIYORUZ”
14 Aralık 2025 - 20:46 MÜCADELE KARARLILIKLA SÜRÜYOR
Zonguldak Açık
Zonguldak hava durumu
7 °

DEVA PARTİSİ İPTAL DAVASI AÇTI

deva dava

Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) bugün 81 ilde ve eş
zamanlı olarak İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme kararının iptali ve
Cumhurbaşkanı kararnamesinin durdurulması için dava açtılar.

DEVA Partisi İl Başkanlığı adına İstanbul Sözleşmesi’nden
çekilme kararının iptali için

Zonguldak Adliyesi önünde Avukat Ceren Demirbaş Önaç,
açıklama yaptı. Avukat Ceren Demirbaş Önaç; “Geçen hafta İstanbul’da
başlattığımız DEVA YAŞATIR kampanyamızda, “Artık susmayacağız, şiddete uğrayan
her bir kadın için adaleti sağlayana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz!”
demiştik. Ayrıca yine geçen hafta başlattığımız imza kampanyamıza hem
Türkiye’nin dört bir yanında imza listelerimizle, hem de dijital imza olarak Change.org’da
devam ediyoruz.

Biz bugün bu hukuksuzluğun, yok hükmündeki çekilme
kararının düzeltilmesi için Danıştay’a davamızı açıyoruz, eş zamanlı olarak tüm
ülkede onlarca ilimizde davalar açılıyor, farklı illerimizde birçok kadın
vekaletleriyle bu davaya dahil oluyor.

“Bahaneleri bırakın! Şiddete uğrayan kadınların yardım
çığlıklarını duyun!” diyoruz.

DEVA YAŞATIR diyerek, şiddetsiz bir Türkiye, şiddetsiz
bir Avrupa ve şiddetsiz bir dünya için mücadelemizi sürdüreceğimizi kamuoyu ile
paylaşıyoruz.

İstanbul Sözleşmesi durup dururken ortaya çıkmadı, bu
Sözleşme’nin gerisinde devletlerin koruyamadığı kadınların canları, annesiz
kalan çocukların feryatları, kızlarını şiddete kurban vermiş ailelerin ahları,
gözyaşları vardı.

Kadınlara yönelik şiddetle mücadele eden sivil toplum
kuruluşlarının, kadın aktivistlerin isyanları vardı. 

Kendisini ve annesini tehdit eden, darp eden kocasını
yıllarca kolluk kuvvetlerine, mahkemelere şikayet ettiği halde korunamayan ve
annesini bu şiddete kurban veren Nahide Opuz’un AİHM’de kazandığı dava vardı.

Her gün bir ya da birkaç kadının aile içi şiddete,
cinayete kurban verildiği bir ülke manzarası vardı.

AİHM’in Nahide Opuz kararı uluslararası literatürde
“çığır açan/tarihî bir karar” olarak geçer. Kararda ilk kez bir devlet, bir
kadını koruyamadığı için mahkûm edildi.

İstanbul Sözleşmesi, tam adıyla “Kadına Yönelik Şiddet ve
Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi
Sözleşmesi” 2011 yılında Ak Parti hükümeti tarafından bu yüzden imzalandı.
Şimdi, üzerinden 10 yıl geçmişken, sırf bazı kesimleri memnun etmek adına bu
Sözleşme’den çekilme kararı vermek yersizdir, hukuksuzdur, mesnetsizdir.

2014’ten bu yana yürürlükte olan bir Sözleşmeyi sudan
bahanelerle, üstelik usule aykırı olarak geçersiz saymaya kalkmak kimsenin
yetkisinde değildir; TBMM’den onaylanarak geçen uluslararası bir sözleşmeden
ancak TBMM kararı ile geri çekilmek mümkündür. Çıktık, oldu, bitti açıklamaları
TEK TARAFLIDIR. Hukuken YOK Hükmündedir.

 İstanbul
Sözleşmesi uygulanırken bile şiddetle mücadele konusunda yeterince başarı
sağlanamamışken, Sözleşme’nin hukuksuz feshi ile oluşacak boşlukta kadınlara
yönelik tehdit ve tehlikelerin artacağı aşikârdır.

2020 verilerine göre Türkiye genelinde kadınların
toplumda yaşadığı en büyük sorun, yüzde 66 ile "şiddet"tir. Geçen yıl
şiddet mağduru kadınların %60’ı evlerinde yakınları tarafından öldürülmüştür.
Fiziksel ya da cinsel şiddete maruz kalan 10 kadından sadece 1’i yardım
isteyebilmiştir. İstanbul Sözleşmesi gereğince şiddetten kaçan kadının sığınacağı,
korunabileceği ve Türkiye nüfusuna oranla sayılarının 399 olması gereken
sığınma evi sayısı bugün sadece 145’tir.

Sadece geçtiğimiz hafta, 23 Mart’ta Türkiye'de 4'ü kadın
cinayeti 1’i şüpheli ölüm olmak üzere 5 kadın hunharca öldürülürken; biz ülke
olarak gereklerini yerine getiremediğimiz, yıllardır izleme raporlarını
sunamadığımız, denetlemesinden kaçındığımız İstanbul Sözleşmesinden
çekildiğimizi Avrupa Konseyi’ne bildiriyorduk.

Avrupa Birliği ve OECD (Ekonomik İş birliği ve Kalkınma
Örgütü) ülkeleri arasında kadına yönelik şiddetin en yaygın olduğu ülke
maalesef Türkiye’dir. Bu gerçekle yüzleşmek ve şiddetle mücadelede İstanbul
Sözleşmesi dahil her türlü aracı etkin bir şekilde kullanmak zorundayız.

İşte tam bu noktada

Biz diyoruz ki; DEVA Yaşatır!

Danıştay yetkililerinden beklentimiz; ‘İstanbul
Sözleşmesi’nden geri çekilmenin iptali’ ne yönelik açtığımız davanın kararını
hiçbir etki altında kalmadan, tüm şiddet gören kadınları vicdanlarında
hissederek, vicdanlarının sesini dinleyerek, Türkiye’deki tüm kadınlar için
vermeleridir.

 Biz kadına yönelik
şiddete sessiz kalmanın, şiddete ortak olmak anlamına geldiğini bilerek;

ŞİDDET SUSTUKÇA ÇOĞALIR diyerek; ŞİDDET KARŞISINDA
SUSMAYACAĞIMIZI kamuoyuna ilan ediyoruz” dedi.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?