BIST 100
15.062,65 0,15%
DOLAR
45,3570 0,10%
EURO
53,4809 0,59%
GRAM ALTIN
6.875,62 0,87%
FAİZ
40,65 -0,12%
GÜMÜŞ GRAM
117,17 2,71%
BITCOIN
80.857,00 0,08%
GBP/TRY
61,8870 0,59%
EUR/USD
1,1787 0,52%
BRENT
101,29 1,23%
ÇEYREK ALTIN
11.241,64 0,87%
Zonguldak Parçalı Az Bulutlu
Zonguldak hava durumu
23 °

1 MAYIS ZONGULDAK’TA DA KUTLANDI

1 MAYIS

1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü Zonguldak’ta da pandemi
koşullarına uygun olarak kutlandı.

Madenci Anıtı’nda toplanan sendika başkan ve yöneticileri
Saygı Duruşu ve İstiklal Marşımızın ardından Madenci Anıtı’na çelenk koydu.

1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü basın açıklamasına; Genel
Maden İşçileri Sendikası Genel Başkanı Hakan Yeşil ve GMİS yöneticileri, TMMOB
Maden Mühendisleri Odası Zonguldak Şube Başkanı Çağlar Öztürk, KESK dönem
sözcüsü İsmail Sefertaş, CHP Merkez ilçe Başkanı Ebru Uzun’un yanı sıra çeşitli
sendika başkan ve yöneticileri katıldı.

Demokrasi Platformu adına ilk konuşmayı, TMMOB Maden
Mühendisleri Odası Zonguldak Şube Başkanı Çağlar Öztürk yaptı. Öztürk
konuşmasında; “Bugün dünya genelinde ve ülkemizde artan salgın ve buna paralel
giderek büyüyen ekonomik kriz milyonlarca emekçiyi ve halkımızın büyük kısmını yoksulluk,
geleceksizlik umutsuzluk girdabına sokmuş durumdadır. Diğer yandan siyasi
iktidar tüm hak arama yöntemlerini baskı ve zorbalıkla ezen sermaye düzenini
kollamak, korumak ve düzenin sahiplerinin servetini koruma, büyütme
derdindedir. ” dedi.

KESK Dönem Sözcüsü İsmail Sefertaş da yaptığı konuşmada,
“Tüm insanlığın ‘yeni bir başlangıca’ olan ihtiyacının yakıcı hale geldiği bir
süreçten geçiyoruz. Yaşadığımız mahalleden şehrimize, çalıştığımız işyerinden
ülkemize tüm dünya bir salgınla sarsılıyor. Savaş ve çatışmalarla. Nükleer,
termik, jeotermik santralleri, siyanürlü maden aramaları ile. Atmosfere,
toprağa saldığı zehirli gazları, atıklarıyla. Ekolojik krizlere, salgın
hastalıklara yol açan, her baktığı yerde sadece doların yeşilini ve petrolün siyahını
gören, gölgesini satamayacağı ağacı kesen kapitalist barbarlığın yarattığı
yıkımın faturasını milyonlarca insan canlarıyla, doğa geri dönüşü olmayan
tahribatlarıyla ödüyor.” diye konuştu.

YEŞİL:   BUGÜN HER
ZAMANKİNDEN DAHA FAZLA DAYANIŞMA İÇİNDE OLMAMIZ GEREKİYOR

Genel Maden İşçileri Sendikası Genel Başkanı Hakan Yeşil
ise konuşmasında; Yaşamını emeğiyle sürdürmek zorunda olanlar, Küresel salgın
şartlarında fedakarca çalışmak durumunda canlarını ortaya koyanlar, hepinize
selam olsun.

Bugün 1 Mayıs… Büyük bedeller ödeyerek haklarımızı
kazandık. Küresel ekonomik krizin bedelini yine çalışanlar ödemesin. Fedakarlık
yine bizden beklenmesin.  

Salgın her şeyi alt üst etti, durumu fırsata çevirmek
isteyenler yine ortaya çıktı. Bugün her zamankinden daha fazla dayanışma içinde
olmamız gerekiyor. 

Bir buçuk yıldır, şiddetini artıran Covid-19 salgını tüm
dünyada milyonlarca can aldı. Ülkemizdeki gelişmeleri her geçen gün endişeyle
izliyoruz. Bu gelişmeler, emekçilerin birlik içinde olmaları gerektiğini ortaya
koydu, dayanışma çağrılarının ne derece doğru olduğunu gösterdi.

Salgın, bazı işverenlere adeta bulunmaz bir fırsat
verdi.  Salgın, işçi hak ve
özgürlüklerine el uzatılması için “meşru” gerekçeymiş gibi görüldü. İş ve gelir
güvencesi zayıflatıldı.  Diğer yandan
salgın dünyaya başka bir gerçeği de hatırlattı. Onlarca yıldır yok edilmeye
çalışan sosyal devlet felsefesinin ve varlığının önemi iyice ortaya çıktı…
Dünyanın yeni-liberalizme teslim olduğu bir dönemde, salgına karşı devletlerin
koruma ve destek önlemleri tartışma konusu oldu.

Devasa boyutlara gelen işsizlik sorunu resmi verilere
bile yansıdı, görünür oldu. Ama çalışır gözüken ve fakat ücretsiz izine
çıkarılan milyonlarca emekçinin yaşamlarını asgari ücretin yarısı bir gelirle
nasıl sürdürecekleri sorusu yanıtsız kaldı. Kısa çalışma uygulaması kapsamında
olan emekçilere yapılan ödemelerin yeterli olup olmadığı sorusunun cevabı
verilmedi.  Kendi nam ve hesabına çalışan
küçük işletmecilerin, esnafların işyerleri kapanmak zorunda kaldı. Ailenin bir
haftalık mutfak masrafını dahi karşılayacağı şüpheli olan bir meblağla yapılan
“yardım” yeterli olmadı.

Salgın tam anlamıyla sosyal devletin gücünü deneme sınavı
halini aldı…

Aralarında farklılıklar olmak kaydıyla dünyanın hiçbir
ülkesi bu sınavdan geçer not alamadı…

Emekçilerin büyük bir bölümü, hem salgınla hem de
salgının getirdiği yoksullukla mücadelede bir başlarına kaldı. Bu durum
ulus-dil-din-etnik köken ayrımı gözetmeksizin salgınının en ağır vurduğu
kesimin yine emekçiler ve dar gelirler olduğunu ortaya koydu…

Dünyanın tüm emekçilerinin, yaşadıkları zorluklara karşı
beraberce mücadele etmeleri gerekliliğini hepimize -bir kez daha-
hatırlattı.  Resmi açıklamaların
ötesinde, dünyanın büyük bir bölümünde işsizlik tam anlamıyla patladı; ana
çalışma tarzı olması için işverenlerin uzun süreden beri çaba sarf ettiği
güvencesiz istihdam iyiden iyiye kök saldı…Sendikal örgütlülüğün önemi bu
olumsuz koşullarda daha iyi anlaşıldı…

Sendikalı emekçilerin, örgütsüz ve kayıt dışı çalışanlara
göre, salgının olumsuz etkilerinden daha az hasarla çıkma imkanına sahip
oldukları görüldü. Virüsün de etkisiyle, sendikasız, örgütsüz, güvencesiz
işçiler ya işsizliğe ya da yoksulluğa mahkûm oldu. Bu sorunlarla mücadele için
emekçilerin en önemli gücü örgütlenmek, sendikalaşmak…

Sendikaların önemli savunma aracı sosyal devlet
politikaları…

Artık terk edilmesi gereken yaklaşım ise yeni-liberal
anlayış…

Üretimle sağlanan milli gelir artışı, bunu sağlayan geniş
kesimlere adaletli dağılmalıdır.

Yani fakirden alıp zengine değil, zenginden alıp fakire
vermeli…

Sosyal devlet yeniden ve daha güçlü bir şekilde yaşama
geçirilmeli…

Emekçilerin iş ve yaşam şartlarını iyileştirecek ekonomik
ve sosyal politikalar öncelikle uygulanmalı, ücretli çalışanların vergi yükü
düşürülmeli… 

DEVAM EDEN TOPLU İŞ SÖZLEŞMELERİ MÜZAKERELERİNDEKİ
TALEPLERİMİZ KARŞILANMALI…

İnsana yakışır istihdam şartları sağlanmalı, Taşeron
çalıştırma KİT’lerde tamamıyla sona erdirilmeli, geçici olarak çalışan işçiler
kamuda kadroya alınmalıdır. 

Bunun için bizler şimdiye kadar verdiğimiz mücadelenin
daha büyüğünü vermeye hazırız…

Bu mücadelenin uzun soluklu bir mücadele olduğunu
biliyoruz…

Hemen çözülmesi gereken acil sorunlarımız için ise tespit
ve taleplerimizi aşağıdaki gibi sıralıyoruz:

• Üç ay daha uzatılan Kısa Çalışma Ödeneği uygulaması,
salgın boyunca güçlendirilerek sürdürülmelidir.

• Ücretsiz izine çıkarılan emekçilere yeterli gelir
desteği sağlanmalıdır.

• 17 Mayıs 2021 tarihine kadar uzatılan işten çıkarma
yasağına rağmen 4857 sayılı İş Kanununun 25 madde 2. fıkrasını muvazaalı bir
şekilde uygulayan işverenlere karşı denetim ve yaptırım getirilmelidir.
Kamuoyunda “Kod 29” olarak da bilinen bu muvazaalı uygulama ortadan
kaldırılmalıdır.

•  Bazı büyük
işletmelerin “kalıcı uzaktan çalışma” uygulamasına geçeceklerini duyurmaları,
uzun vadede yaşanacak hak kayıplarına neden olma tehlikesini de beraberinde
getirmektedir.

•Uzaktan çalışma uygulamasına yönelik düzenlemeler,
uzaktan çalışanların ekonomik, sosyal ve sendikal haklarını gözeterek
yapılmalıdır.

•Uzaktan çalışma kapsamında çalışan kadın emekçilerin ev
içi iş yükleri eğitim öğrenim çağında olan çocuklarının da evde bulunmalarından
dolayı daha da artmıştır. Bu durum, kadınların iş-yaşam dengesi sorununu
yoğunlaştırmıştır. İlgili sorunun üstesinden gelinmesi için düzenlemeler
yapılması zorunludur.

• Salgının yayılım hızıyla aşılama hızı arasındaki
dengesizlik mutlaka giderilmelidir. Fabrikalarda, bürolarda, her türlü
kalabalık ortamda, fiziki temasın yoğun olduğu yerlerde çalışan emekçiler aşı
programındaki öncelikli kapsama alınmalıdır.

•Salgınla mücadelede sorumluluğun bireylere bırakıldığı
bir yaklaşımdan, etkin ve önleyici toplumsal yaklaşıma geçilmesi bir
zorunluluktur.

•Toplumsal etkin ve önleyici salgınla mücadele programı,
bireylerin salgına karşı mücadele isteğini de güçlendirecektir.

 Beş bin yıllık
insanlık tarihi zorluklarla mücadeleler tarihidir.

Bu zaman dilimi içinde sayısız savaş, hastalık ve kıyım
görmüş insanlık her zaman, çalışanların, işçilerin, emekçilerin
fedakârlıklarıyla yeniden ayağa kalkmıştır.

Dünya bugüne geldiyse emekçilerin omuzlarında yükselerek
gelmiştir. Salgın koşullarında da dünyayı işler halde tutan yine emekçilerdir.

Emekçilerin yok sayıldığı, haklarının gasp edilmeye
çalışıldığı, güvencesizliğe, işsizliğe ve sefalete mahkûm edildiği bir dünyada
ne salgınla mücadele edilebilir ne de hayat sürdürülebilir.

Geçmişte olduğu gibi bugün de emekçiler, verecekleri
mücadelelerle tüm insanlığa güzel günleri getireceklerdir. Yaşasın 1 Mayıs Emek
ve Dayanışma Günü!” diye konuştu.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?