
SURİYE, MÜLTECİ, EKONOMİ…
2024 yılını bitirip 2025 yılına girmemize 21 gün kaldı.
Ama 2024 yılının geride kalan günlerinde emekli, dar gelirli, asgari ücretli, küçük esnaf perişan oldu.
2025 yılında da bu perişanlık artarak süreceğe benziyor.
Çizilen olumlu tablolar sizi yanıltmasın.
Ülkenin ekonomisini kurtarmanın yükü yine emekliye, emekçiye, asgari ücretliye kalacak…
2025 yıl başından itibaren iğneden ipliğe her şeye yeni yeni zamlar gelecek çünkü.
Elbette ülkemizin gündemlerinden biridir Suriye’de olanlar…
Ama halkın en önemli gündem maddesi ekonomidir.
Asıl gündemi unutturmadan Suriye’de olanlara bakalım…
Uzun süredir direnen Esad, Şam’ı terk ederek ülkenin yönetimini Muhaliflere bıraktı.
Zaten birçok bölgede kontrol elinde olmayan Esad’ın gitmesiyle Suriye 3’e hatta 4’e bölünecek.
Şimdilik görünen HTŞ, PYD’nin sınırımızda birer devlet kuracakları…
ABD ve Rusya’nın anlaştığı ortada.
Suriye’de muhaliflerin ve Kürtlerin kuracağı iki ayrı devletin ABD tarafından tanınacağı ve böylece meşru devlet haline gelecekleri öngörülüyor.
Ama aynı ABD, KKTC’yi tanımış değil.
Diğer yandan Esad’ın yanında görülen Rusya birden bire yalnız bıraktı ve destek vermedi.
Suriye’nin petrol ve doğalgaz kaynaklarının ABD, İsrail ve Rusya arasında pay edileceği de aşikar.
ABD ve Rusya eğer anlaştılarsa -ki öyle görünüyor- Ukrayna-Rusya Savaşı’nın 2025 yılı içinde son bulması büyük olasılık.
Türkiye için ise tablo ilginç.
Her ne kadar Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması yönünde çağrılarda bulunulsa da bunun pek mümkün olmadığı da ortada.
Yani sınırımızda Muhaliflerin ve Kürtlerin kurduğu iki ayrı devlet olacak.
Özellikle yeni kurulması muhtemel Kürt devletiyle Türkiye’nin nasıl bir ilişki kuracağı da şimdilik meçhul.
Ancak güney sınırımızda kurulacak bir Kürt devleti ile sorunlarımız olacağını tahmin etmek zor değil.
Suriye’de olanların bizi asıl ilgilendiren yönü ise resmi olarak sayıları 2 milyon 900 bin olan Suriyeli mültecilerin ülkelerine dönüp dönmeyecekleri..
Ülkemizin ekonomisini olumsuz etkileyen faktörlerinden biri de Hükümetin mülteci politikası oldu.
Sınır kapılarından kontrolsüzce giren milyonlarca sığınmacı her türlü imkan sağlanarak ülkemizde misafir ediliyor.
Misafir diyorum çünkü ülkemizde kalıcı olmalarının sonuçları ülkemiz adına daha da kötü sonuçlar doğurur.
Suriyelilerin ülkelerine dönmeye başladıkları yönündeki haberler halkımızca da dikkatle izleniyor.
Başta Suriyeli mültecilerin misafirlikleri nedeniyle onlara sağlanan imkanlar yüzmilyarca doları aştı. Sıkıntısını ise Türk halkı çekiyor. Sadece ekonomik olarak değil kültürel ve sosyal açılardan da önemli sorunlar var.
Artık başta Suriyeli mülteciler olmak üzere tüm mültecilerin ülkelerine dönme vakti geldi de geçiyor bile…
BİR BABANIN UYUŞTURUCU FERYADI…
Geçenlerde oğlu uyuşturucu batağına düşen bir babanın feryadını yazmıştım.
O babanın feryadını duyan Emniyet Müdürlüğü ve Jandarma Komutanlığı uyuşturucu satıcılarına karşı büyük bir operasyon başlattı.
Önemli uyuşturucu tacirlerini yakaladılar.
Bir lisemizin yakınında bir uyuşturucu tacirini 4 bin 500 uyuşturucu hap ile ele geçiren Emniyet Müdürlüğü ekipleri ve Jandarma bu operasyonlarını sürdürecektir.
“Benim oğlum uyuşturucu batağına düştü başka gençler düşmesin” diye mücadele veren Baba işin peşini bırakmaya niyetli değil.
Bakın uyuşturucu artık okul önlerine kadar girdi.
Bu nedenle öncelikle kaynağı kurutmak önemli.
İddiaya göre Çaycuma’da bir işyerinin zemin katında uyuşturucu hap imalatı yapılıyor.
Uyuşturucu tacirleri de yeni yollar arıyorlar. Bu nedenle Kozlu, Kilimli ve Çaycuma gibi ilçelerde uyuşturucu ticaretinin trafiğini artırmaya çalışıyorlar.
Üniversite bölgesi ve günlük kiralık evler mutlaka takibe alınmalı.
Uyuşturucu batağına saplanan gençler ise uyuşturucu parası bulabilmek için sanal kumar belasına bulaşıyorlar.
Tefecilerin, sanal kumarın kucağına düşen gençler artan borçları nedeniyle çıkış yolu bulmakta zorlanıyorlar.
Gençlere tavsiyemiz uyuşturucudan da sanal kumardan da tefecilerden de uzak durun. Çünkü bu yolun çıkışı yok…
Bir babanın bağrı yanıyor, başka babaların bağrı yanmasın…
