

CİĞERLERİMİZ YANIYOR
Son 1 aydır ülkemizin özellikle batı illerinde yüzlerce orman yangını çıktı, çıkıyor.
Halen süren yangınları söndürebilmek için hem orman görevlileri hem gönüllüler hem de köylüler canla-başla çalışıyorlar.
Maalesef bu çalışmalar sırasında şehitler de verdik.
Dün orman yangını çıkardığı iddia edilen bir FETÖcü eski astsubay yakalandı.
Yangınların dikkatsizlik nedeniyle çıkanları da az değil ama büyük bölümünün FETÖ, PKK gibi terör örgütlerinin çıkardığı malum…
Tüm Avrupa ve komşu ülkeler ülkemizdeki orman yangınları için bir yardım göndermiyor.
Önceki yıl Yunanistan’da çıkan orman yangınlarına ülkemizden yangın söndürme uçakları gönderilmiş ve orman yangınlarıyla mücadeleye destek verilmişti.
Ama ülkemizin büyük bölümünde orman yangınları var ve günlerdir söndürülemiyor ama hiçbir ülke söndürme çalışmalarına destek amacıyla uçak, helikopter, yangın söndürme aracı göndermiyor.
Yeni yeni yangınlar çıkarken mevcut yangınları söndürmek için de günlerdir büyük bir mücadele veriliyor.
Muhalefet iktidarı, iktidar ise muhalefeti suçluyor.
Ülke yanıyor ama Meclis tatilde…
Hükümetin bakanları ise ancak konuşuyorlar.
Geçmişte gece görüşlü helikopterlerin envantere kazandırılacağı açıklanmıştı ama şimdi Bakan, gece olunca havadan müdahale olmadığını söylüyor.
Peki nerede gece görüşlü yangın söndürme helikopterleri…
Milletin gazını almak için ortaya atıyorlar ama sonra kulaklarının üzerine yatıyorlar.
THK’nın Türkiye’de çok başarılı yangın müdahalelerinde bulunan amfibik uçakları bile kuşlar yuva yapmış, motorları yok, eskidiler gibi bahanelerle ama aslında siyaseten yok edildi.
27 yangın söndürme uçağı varmış ama bugün Türkiye’de 100’e yakın noktada orman yangını var.
27 uçak hangisine yetişecek?
Milli servetimiz, ciğerlerimiz ormanlarımız yangınlarda yok oluyor.
Bunun yanı sıra ekolojik denge bozuluyor, hem doğada yaşayan, hem de köylülerin baktığı hayvanlar ölüyor.
Bakan ise çıkmış yangınların maliyetini hesaplıyor.
Maliyetleri hesaplayacağınıza tarikatların lüks yaşamları için aktardığınız paralarla yangın söndürme uçağı ve gece görüşlü yangın söndürme helikopterleri alsanız ya!
Bakın komşu ilimiz Karabük ile ilçesi Safranbolu’daki yangınlar günlerce söndü, yenileri çıkıyor.
Orman zenginliğiyle bilinen Karabük böyle giderse orman fakiri bir il haline gelecek.
Siyasetin laf üretmesini değil çözüm üretmesini, yangınların önlenmesinin yanı sıra çıkan yangınlara hızlı ve etkili müdahale için araç-gereç, uçak ve helikopter sayısının yeterli düzeye çıkarılmasını istiyoruz.
Allah bu gibi afetlerden ülkemizi korusun. Amin…
***
CHP’DE SEÇİM YARIŞI
CHP Genel Merkezi’nin örgütün kongre takvimini açıklamasının ardından Zonguldak’ta da seçim yarışı başladı.
Önce mahalle delegelerinin seçimi yapılacak ardından belde ve ilçe kongreleri sonrasında il kongresi yapılacak.
Bu yazın CHP için çok daha sıcak geçeceğini yazmıştım.
Merkez İlçe için mevcut İlçe Başkanı Osman Zaimoğlu ile Olcay Can aday gibi…
Onların karşısına Belediye Başkanı Tahsin Erdem’in bir aday çıkaracağı da kesin gibi…
Erdem’in partiyi Zonguldak’ta dizayn etme gibi bir hedefi olduğu konuşuluyor.
Beğenirsiniz beğenmezsiniz ama Osman Zaimoğlu’nun yeniden Merkez İlçe Başkanı seçilmesi büyük ihtimaldir.
Ama bu siyaset, kimin kimin yanında olduğu ancak sandıktan sonra belli olur maalesef…
Parti içinde, güçlü grupları birleştirerek siyasetin ülkemizdeki zor dönemini mümkün olduğunca sağ duyuyla ve hasarsız atlatabilmek için çaba harcayanlar olduğunu da söylemeliyim.
Ama yine de kıyamet mahalle delegelerinin seçimlerinin tamamlanmasının ardından kopacak gibi…
***
BELEDİYE ÇALIŞANLARI HUZURSUZ…
Zonguldak Belediyesi çalışanlarını ilgilendiren toplu iş sözleşmesi görüşmeleri Temmuz ayı içinde başlamıştı.
Sendika işçi ücretlerine yüzde 20-25 civarında zam isterken Belediye Başkanı Erdem’in yüzde 10’larda zamdan bahsettiği belirtiliyor.
Gerekçe ise herkesin bildiği konular!
Belediye işçisi huzursuz…
Ama şu var ki yüzde 10 gibi komik bir zam oranını ne sendika kabul eder ne belediye işçisi…
Sendika belediye işçisinin yevmiyesinin 2000 TL’nin üzerine çıkmasını istiyor.
Hayat pahalılığının ve geçim şartlarının her geçen gün arttığı bu ortamda emekçinin hakkını vermek sosyal demokratların öncelikli hedefi olması gerekiyor.
Yoksa kendi siyasi anlayışlarıyla çelişirler…
Yani sosyal belediyecilik diyeceksin, Erdemli belediyecilik diyeceksin ama sıra kendi çalışanına gelince ortada ilke bırakmayacaksın…
Başkan Erdem masa başı işlere, basın birimine onlarca işçi aldı.
Ama sosyal belediyecilik masa başında olmuyor.
Onlara vereceği maaşı hesap bile etmeyenlerin sahada emek veren işçilere yüzde 10 zammı reva görmesi kabul edilemez elbette…
